BoMoVu atölye VI: Nefesin Peşinde – ekolojik koşuculuk atölyesi

9 Eylül 2017 tarihinde Buket Atlı ve Nil Delahaye tarafından geliştirilen sorumlu sporculuk konseptine değinmenin ilk adımlarını koşuculuk ve ekoloji ile atmış bulunduk.

Şehirlerde koşuyoruz; sağlıklı olmak için, ihtiyacımız olduğu için, sorunlarımızı çözmek için, özgür olduğumuzu hissetmek için… Bunu yaparken, nefesimizi düzenleyip, kaslarımızın ağrılarını kontrol ederek hedefe odaklandığımız kadar, etrafımızdaki çevreden de güç alıyoruz. Dizlerimizin konforu için toprak zeminde koşmayı tercih ederken, ciğerlerimizin açılması için de arabalardan uzak olmayı da tercih ediyoruz. Peki şehir içinde bunları ne kadar yapabiliyoruz? Yaşadığımız şehrin hava kirliliğinin koşuyla açılan ciğerlerimize nasıl etki ettiğini ölçebiliyor muyuz? Koşunca susuyoruz ama parklarda temiz su bulabiliyor muyuz? Peki tüketim alışkanlıklarımız ekolojik koşuculuğun neresinde duruyor?

Pera Müzesi’nin Pera Eğitim biriminin de katkılarıyla bu sorulara cevaplar aradık.

Atölyenin başında dünyada canlılar tarihine baktıktan sonra, koşucu katılımcıların önüne senaryolar koyduk. Bu senaryolar, her koşucunun tipik karşılaştığı hikayeler iken, biz bunlara çevreye etkisi ve çevreyle etkileşimine baktık.

Biz sporcular, özellikle dış mekanlarda var olmaya çalışanlar, çevreden en çok beslenen insanlardanız. Ormanda koşmanın, deniz kıyısında koşmanın, dünya üzerinde var olduğumuzu ona bedenlerimizi açtığımız için elde tutulur biçimde hissediyoruz.

Biyolojik çeşitliliğin kulaklarımızı, gözlerimizi doldurmasını hissedebiliyoruz. Hava kalitesini ve kirliliğini koşarken farkedebiliyoruz. Tükettiğimiz gıdaların performansımızı etkilediğini gayet iyi biliyoruz.

Bu atölye ile, ayrıca bilmemiz mümkün olmayan, yakınımızdaki ve inşası daha da planlanan termik santrallerin yarattığı ölçüm cihazların çoğunun da göremediği küçücük partiküllerden, veya koşu malzememizi seçerken dünyanın ta diğer ucundaki bir dağın tepesindeki kirliliğe katkıda bulunduğumuzu öğrendik.

Koşuya çıkmaya karar vermeden önce, tam da bizim için üretilmiş siteler olduğunu da keşfettik. Veya bize, doğayla bütünleşme veya aktif iş kadını olma üzerine kurulu pazarlama yöntemleriyle satılan sözde süper teknolojik ürünlerin zararımıza değil, doğayı kirletmeden, ikinci bir hayatı yaşayarak üretilebileceğini de gördük.

İlkini yaptığımız bu atölye ile geliştirdiğimiz “sorumlu sporculuk” konsepti etrafında çalışmaya devam ediyoruz.

Ekibimize katılmak isteyen spor ve harekette çevre kirliliği, cinsiyete dayalı şiddet, ırkçılık, ayrımcılık konularına duyarlı olan herkesi BoMoVu’da bekliyoruz.