NASIL BAŞLADI?
2013 yılında, Nil Delahaye, arkadaşı Gözde Türkkan’a İstanbul’da göçmen erkek çocukların yaşadığı bir sığınma evinde Muay Thai boks etkinliği düzenleme fikriyle geldi. Ergenlik çağındaki oğlanlar, etkinlik boyunca onlara kendilerini nasıl savunacaklarını gösteren bu güçlü kadına hayran kaldılar. Etkinlik sonrası, çocuklardan bazıları gelip “Türkiye’de geçirdiğimiz en güzel gün oldu!” dediler. Derse ayrılan kısa zamana rağmen, etkinliğin beklenenden daha büyük bir etkisi olduğu ortaya çıktı. Bu gibi koşullarda yaşayan çocukların temel sağlık ve beslenmeye ulaşımı hayati önem taşımaktadır. Ancak, mutlulukları ve hayattan alacakları ufak tefek zevkler onların psikolojik güçlenmeleri için en önemli faktörlerden biridir. Ailelerinden uzakta yaşayan ve eğitim imkanları kısıtlı olan bu gibi çocuklara, kendilerine güven ve yetenekli olduklarına dair inanç aşılanmadığı takdirde hayatta başarılı olma şansları daha az olacaktır. Spor, peşinden koştukları bir hedefe ulaşarak başarılı olabilecekleri fikrini bu çocuklara benimsetmişe benziyordu.

2014 yılının Eylül ayında, Fatih Gençkal ve Nil Delahaye kendi sporları olan Capoeira’yı kullanarak aynı türden bir program geliştirdiler. Hayata Destek Derneği’nin, Urfa’da kurmuş olduğu, kamp dışında yaşayan Suriyeli çocuklarla mahallelinin bir araya gelip bir çok aktiviteden yararlanabildiği Toplum Merkezi’nde Capoeira programımızı uygulama imkanı bulduk. Bu etkinlikle, yerinden edilmiş çocuklara yönelik yapılan beden hareketi ve spor ile ilgili çalışmaların iyileşmedeki yararlarını tekrar görmüş olduk. Burada bulunan çoğu çocuk, evini ve gündelik hayatını oluşturan herşeyi geriye bırakmış ve eski yaşam koşullarına geri dönmek için pek umut sunmayan belirsizliklerle dolu bir yola çıkmıştır. Spor, bu çocuklara gittikleri her yerde daima yanlarında bulundurabilecekleri çok kuvvetli bir araçları olduğunu gösterdi: kendi vücutları.

Kasım 2014’ten Mayıs 2015’e kadar Nil, Hrant Dink Vakfı’nın “Sınırları Aşıyoruz” burs programıyla gittiği Ermenistan’ın başkenti Yerevan’da, Kadın Kaynak Merkezi’nin yararlanıcıları için capoeira programı geliştirip uyguladı. Capoeira’yı araç olarak kullanarak, kadınların spesifik ihtiyaçlarını karşılamak için, kadın bedenini hapseden varsayımları ve üstlerine yüklenen sosyal beklentileri sarsmayı amaçladı. Bu uzun deneyimden sonra artık bu sahada çalışmalar yürütüp fiziksel sağlığın psiko-sosyal güçlenmedeki etkileri hakkında olan bilgilerini daha fazla insanla paylaşmanın zamanı gelmişti.

Böylelikle Ağustos 2015’te enerjisi ve motivasyonu yüksek ufak bir ekip olarak BoMoVu’yu kurma fikri etrafında toplaştık.

HAREKET İLKELERİ
Katılımcı hareket: BoMoVu, kar gütmeyen amaçlarla sosyal alanda yararlı olmak isteyen sporcuların ve gösteri sanatçılarının katılımı için yaratılmış bir ağdır. Bu sebeple, katılım ve inisyatif alma teşvik edilir. BoMoVu, bu insanların kendi sporlarını veya sanatlarını kullanarak sosyal programlar geliştirmeleri ve onları hedef kitleyle buluşturmalarını sağlamak için vardır. Toplumda oynamak istedikleri rol hakkında insanların hür iradesi teşvik edilirken, BoMoVu’yu bir araç olarak kullanmalarını istiyoruz.
Yardımsız yardım olmaz: BoMoVu’nun amacı “hassas gruplara” ulaşmaktır. Ancak, BoMoVu aracılığıyla götürülen “insani yardım”adına verilen hizmetin mağdur edici olmasından kaçınılmalıdır. Refah, bir insanda yerleştirilen elle tutulur bir değer değildir. Yararlanıcıdan kaynaklanan bir süreçtir; çalışan konumundaki kimse sadece, her insanın kendi içinde bulunan mutluluk ve zevk alma potensyelini keşfetmesi sürecinde tetikleyici bir güçtür. Aynı şekilde, çok tatmin edici bir iş olmakla birlikte, çalışan sadece kendisinin paylaşabildiği bir tutkuyu ve beceriyi simgeleştirirken karşılığını takdirlerle alır. Bu sebeple iki taraf ta birbirine yardım etmiş olur.
Bilgi paylaşımı: BoMoVu üyeleri, ağında barındırdığı tüm bilgilerden beslenmeleri konusunda teşvik edilir. Birbirine ihtiyacı olan kişiler arasında köprüler kurulmaya ve aktif katılımcılardan oluşan bir havuz yaratılmaya çalışılır ve bu havuza katılmak isteyen kişiler, gruplar, ve oluşumlar bilgilerini ve becerilerini sunarak başkalarınınkinden de beslenirler.
İletişim ve saygı: İnsanlar çalışmak için bir araya geldikçe, her türlü gerilim ve çatışma saygı çerçevesi içersinde ve yaş, cinsiyet, yönelim, ırk, din, veya siyasi görüş gözetmeden mutlak eşit konumlardan konuşulmalıdır. Sağlıklı çalışma ilişkileri kurabilmek adına iktidar, hiyerarşi ve farklı muameleye izin verilmemelidir.. BoMoVu’nun bir veya birkaç üyesi başkasının söyleminden veya davranışlarından dolayı kendine hakaret edilmiş veya baskı altında hissediyorsa, bu konu grup içersinde mutlaka dile getirilmelidir.
Takdir: Her iş bir çabadır ve karşılık olarak takdir ve teşekkür almalıdır. BoMoVu ile çalışırken, birşeylerin inşaasına katkıda bulunmuş herkese teşekkür edilmesi ve minnet duyulması gerektiğine inanıyoruz; bu başarı bir ekibin, ve dahası bir fikrin başarısı haline gelmelidir.
Otonomi: Sosyal iş alanı bir çok yönüyle politize olabiliyor. BoMoVu olarak bağımsızlığımızı siyasi ajandalar ve görüşlerden korumak istiyoruz. Bununla birlikte, faydalanıcılarımızın siyasi veya kültürel geçmişi hizmet verme kararımız konusunda kriter teşkil edemez. BoMoVu siyasi değerler taşımaz ve BoMoVu sayesinde yapılan işler siyasi içerikli olmamalı. Siyasi baskılara bakmaksızın hedef kitlelerimizin menfaati konusunda şeffaf ve dürüst kalmayı prensip ediniyoruz.

HEDEFLERİMİZ
BoMoVu olarak, fiziksel aktivitelere ulaşımın bir hak olduğuna ve zengin veya engelsizlere mahsus bir lüks olmaması gerektiğine inanıyoruz.

Çoğu spor dalı, rekabet ve mükemmeliyetçilik adına sporcuları bazı fiziksel koşullandırmalara tabi tutup, sporun getirebileceği mutluluğu ve iyi hissedişi bir kenara atıyor. BoMoVu olarak spor alanında fırsat eşitliği hakkını savunuyoruz ve kişilere fiziksel özellikleri temelinde ayrımcılık yapan normatif yaklaşımın karşısında duruyoruz.

Sosyal baskılardan dolayı çoğu spor dalı erkeklere yönelik olarak tasarlanıyor ve bu sporlara kadınların erişimi zorlaşıyor. Biz, kadınların fiziksel kapasiteleri hakkındaki bu tür önyargıları kırmak istiyoruz.

Göçe zorlanmış kişilerin mekan algısı farklı şekillenir. BoMoVu olarak bu kişilerin hareketliliklerini belirleme konusunda destek almaları gerektiğine inanıyoruz. Çoğu fiziksel engelli kişi bedenini hareket ettirebiliyor. Ancak spor alanındaki genel normatif yaklaşım yüzünden bu insanların çoğu zaman belirli hareket türlerinden mahrum bırakılıyor. Bir insanın bir bedeni varsa, onu nasıl hareket ettireceğine kendisi karar verir ve bu en doğal hakkıdır. Bizim görevimiz, bu insanın hakkına erişmesini sağlamaktır.

Korunmaya muhtaç çocuklar, mülteci çocuklar, yerinden edilmiş çocuklar ve refakatsiz göçmen çocukların da hayattan zevk almalarına ve genç bedenlerini geliştirmeye hakkı olduğuna inanıyoruz. Genç kızlara, başkasının ihtiyaçları adına değil, kendi mutlulukları için vücutlarını kullanmalarında yol gösterici olmak istiyoruz.

Ayrıca, kızlara doğrudan çarpışmadan kaçınmakla birlikte şiddetten korkmamaları gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. Amacımız, şiddetin karşısında sessiz kalmayıp tavır almalarını sağlamak. Aynı sebeplerle genç erkekleri şiddet ve fiziksel karşılaşmalarında etiksel bir çerçeveye yönlendirmek istiyoruz.

Mahpus kişiler, dünya ile bağlantıları kesilmiş halde, toplumun dışına itilerek yaşıyor. Özgürlükleri bedensel marjinalizasyon yoluyla kısıtlanıyor. Onların dış dünyaya geri kazandırılmalarının bir yolu olarak beden aktivitelerine destek olmak ve özgürlük duygusunu vücutları üzerinden kazanmalarına yardımcı olmak istiyoruz.

Tüm sporcular yaptıkları fiziksel aktiviteler sayesinde mental ve fiziksel iyileşmeyi deneyimlemiştir. Bu anlamda biz, sporcuların uzmanlaşmış bilgi ve becerilerini ihtiyaç sahibi gruplarla buluşturmak istiyoruz.

Amacımıza ulaşmak için, kısa ve uzun vadeli antrenman programları tasarlayıp, insanların mutlu bir hayata kavuşmalarına yardımcı olmayı hedefliyoruz.

TÜZÜK

BoMoVu’nun tüzüğüne buradan erişebilirsiniz.

BEYANNAME

2016 Dernek Beyannamesi
2017 Dernek Beyannamesi
2018 Dernek Beyannamesi
2019 Dernek Beyannamesi
2020 Dernek Beyannamesi